::ÖMER KÖSE:: Kişisel Web Sayfası
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SINAV ODAKLI EĞİTİM VE BAZI ÖNERİLER

SINAV ODAKLI EĞİTİM VE BAZI ÖNERİLER

Tarih 20 Ocak 2010, 19:38 Editör Ömer KÖSE

SINAV ODAKLI EĞİTİM VE BAZI ÖNERİLER

SINAV ODAKLI EĞİTİM VE BAZI ÖNERİLER

 

Sınav odaklı eğitimi eleştiren bir yazı yazınca, bazı okurlarım benden öneriler de getirmemi istediler.

Ben de okurlarımın isteğine uyarak bazı öneriler getirmeye çalıştım.

Yalnız, sınav odaklı eğitim ve öncesinde olup bitene,  bir anekdot anlatarak dikkat çekmeye çalışayım.

 

***

Teşbihte hata olmaz!

Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip bir okul açmaya karar vermişler.
Hangi derslerin okutulacağını tartışmaya başlamışlar.

Tavşan koşmanın, Kuş uçmanın, balık yüzmenin, sincap ağaca tırmanmanın, köstebek de toprak kazmanın zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söyleyip bir müfredat yapmışlar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istemişler.
Tavşan koşu dersinde çok iyi olmasına rağmen, ağaca tırmanma konusunda başarısızmış. Sürekli kafa üstü düşüp kafasını, bacağını sakatladığından artık koşuda  orta, ağaca tırmanmada ise zayıf alıyormuş.
Kuş, uçmada çok başarılı olmasına rağmen sıra toprak kazmaya geldiği zaman o kadar başarılı olamıyormuş, Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyormuş, toprak kazma notu  zayıfmış, ama uçma notu da ortaya düşmüş.

Balık, yüzmede mükemmelmiş ama ne ağaca tırmanabiliyor ne de koşabiliyormuş, Sonunda yüzgeçleri zarar gördüğünden artık yüzmeyi bile yarım yamalak yapar olmuş.
Sonuçta; bütün hayvanlar bütün dersleri görmüşler ama sahip oldukları yeteneklerini yavaş yavaş kaybetme bahasına.

 

***

Hayvanlar alemindeki bu duruma benzer bir şekilde bütün dersleri görmek zorunda olan, bu derslerden bazılarını başaramamaları durumunda başarısız kabul edilen ve sonra da bu derslerden sadece bazıları ile ilgili olarak sınav yapılan ve bu sınav sonunda da sıralamaya ve elemeye tabi tutulan çocukların durumundan bahsediyoruz.

 

***

Durum bu…

Önerilere gelince;

Üniversiteye yerleştirmede olmasa da ortaöğretime yerleştirmede sınavların kaldırılarak, teknik lise, akademik lise ve özel yetenek liseleri gibi bir yapılanmaya geçilmesi ve öğrencilerin potansiyelleri ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirilerek bu okullara yerleştirilmesi sağlanabilir.

Bu öneri bakanlık düzeyinde belki de daha üst düzeyde siyasi bir iradenin varlığını ve düzenlemesini gerektirdiğinden ve görünür gelecekte de böyle bir iradenin varlığına ilişkin işaretler olmadığından uzak bir ihtimal olarak bir kenarda dursun.

 

***

Eleyici sınav sistemi, eğitim sistemimizin gerçeklerinden birisi, öyleyse “buna rağmen ne yapılabilir?” sorusuna cevap olabilecek bazı öneriler getirmeye çalışayım.

 

1.    Başarı tanımımızı sadece sınava endeksli olmaktan çıkarıp, eğitsel, sosyal, sportif ve kültürel boyutları olan bir tanımlama yapılması,

2.    Sınav sorularının, uygulanan yapılandırıcı müfredatın ruhuna uygun olarak hazırlanması, bilgiyi hatırlama düzeyindeki soru sayısının mümkün olduğunca azaltılarak uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme gibi daha üst düzeyde becerileri ölçmeye çalışan soru sayısının çoğaltılması,

3.    Testin bir eğitim aracı olduğu, süreci değil sonucu ölçmeye yaradığı ve asla bir eğitim amacı olmadığı gerçeğinin görülmesi,

4.    Test odaklı bir eğitim anlayışı ile olsa olsa test tekniğinin kazandırılıp geliştirebileceği, asla sınavlarda istenilen başarı düzeyine ulaşmayı sağlayamayacağının bilinmesi,

5.    Öğrencilerin gelişim dönemlerindeki ihtiyaçlarının doyurulması, sevgi ve saygı görmesi, oyun oynaması, onure edilmesi, başarabilirim duygusunu yaşaması, değerli olduğunu hissetmesi,

6.    Ebeveynlerin çocuklarını test çözmeye zorlamak yerine daha fazla uyarıcı ile karşı karşıya getirmesi, şiir, öykü, roman okuması, sinemaya, tiyatroya gitmesi, kütüphane ve müzeleri gezmesi, tarım alanlarını, sanayi kuruluşları, resmi kurumları amaçlı olarak ziyaret etmesi,

7.    Çocuğun yaşamla arasında olması gereken o doğal bağın kurulması, eğitimin doğal seyrine bırakılması, okulun; “hayatın bir örneği değil hayatın ta kendisi” haline getirilmesi,

8.    Yöneticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin beklenti düzeyinin makul seviyelere çekilmesi, “çoklu zeka kuramına” göre çocukların farklı baskın zekalara sahip olduğunun ve öğrenme sitillerinin farklı olduğunun dikkate alınarak “elimizdeki kabın hacmi kadar su alabileceğinin” bilinerek gereğinin yapılması sağlanabilir.

 

***

Benim naçizane önerilerim bunlardan ibarettir.

Böyle bir bilinçle davranılmazsa ne olur?

Sonuç, hayvanlar âlemindeki gibi olur.

 

 

Ömer KÖSE

Not: Bu makale bizdenhaber.net sitesinde yayınlanmaktadır.

 

Bu haber 141 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

EĞİTİM MAKALELERİM

Garson BERK

Garson BERK Garson BERK'in Öyküsü

BENİM DERDİM GELECEĞİMİZ

BENİM DERDİM GELECEĞİMİZ BENİM DERDİM GELECEĞİMİZ

ÖMER KÖSE KİMDİR?

ZİYARETÇİ DEFTERİ

:: Ömer KÖSE :: Kişisel Web Sayfası :: Hayat Bisiklete Binmeye Benzer, Pedalı Çevirdikçe Düşmezsiniz. İşte Bu Benim hayat Felsefem ::
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi